Pes etmek nasıl yazılır ?

Emir

New member
Pes Etmek Nasıl Yazılır? Bir Kelimenin Ardındaki Vazgeçiş Hikâyesi

Pes Etmek Nasıl Yazılır? Bir Kelimenin Ardındaki Hikâye

Geçenlerde bir arkadaşımın mesajında “Bunca şeyden sonra pesetmek üzereyim.” cümlesini görünce, nedense yalnızca yazım hatasına takılmadım. O kelimenin içine saklanmış duyguyu düşündüm. İnsan bazen gerçekten pes etmek üzereyken, kelimeleri bile birbirine karıştırabiliyor. Sonra aklıma yıllar önce yaşadığım bir olay geldi. Bu hikâyeyi burada paylaşmak istiyorum; çünkü “pes etmek” yalnızca iki kelimenin nasıl yazıldığını değil, vazgeçmenin, direnmenin ve yeniden başlamanın ne anlama geldiğini de düşündürüyor.

Önce en net bilgiyi vereyim:

“Pes etmek” ayrı yazılır.

Doğru kullanım: pes etmek

Yanlış kullanım: pesetmek

Örneğin:

“Artık pes etmek istemiyorum.”

“Bunca denemeden sonra pes etti.”

“Zorluklar karşısında hemen pes etmek doğru olmayabilir.”

Peki neden ayrı yazılıyor? İşte asıl ilginç hikâye burada başlıyor.

Bir Akşam Gelen Telefon

Olayın üzerinden birkaç yıl geçti. Yağmurlu bir sonbahar akşamıydı. Telefonum çaldığında saat neredeyse gece yarısıydı. Arayan çocukluk arkadaşım Murat’tı.

“Uyumadın değil mi?” dedi.

“Henüz değil. Hayırdır?”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Ben bu işi bırakacağım.”

Ne işinden söz ettiğini hemen anladım. Yaklaşık iki yıldır kendi şirketini kurmaya çalışıyordu. Defalarca denemiş, birkaç kez ortaklık görüşmesi yapmış, birikimini kullanmış, hatta ailesinden borç almıştı. Son projesi de beklediği ilgiyi görmemişti.

“Pes mi ediyorsun?” diye sordum.

“Evet.”

Bu kez onun kullandığı kelimeye takıldım.

“Pes etmek ayrı yazılıyor, bu arada.”

Telefonun diğer ucunda birkaç saniye sessizlik oldu.

“Şu anda gerçekten bunu mu konuşacağız?”

Güldüm.

“Hayır. Ama belki de konuşmalıyız. Çünkü sen ‘pes etmek’ diyorsun ama bunun gerçekten ne anlama geldiğini bilmiyoruz.”

Murat güldü. Sonra uzun uzun konuştuk.

O gece fark ettim ki “pes etmek” günlük hayatta çoğu zaman tek anlamlı bir ifade gibi kullanılıyor. Oysa vazgeçmek ile yön değiştirmek, başarısız olmak ile bir stratejiyi bırakmak, yorulmak ile mücadeleyi sona erdirmek aynı şey değil.

İki Arkadaş, İki Farklı Bakış

Murat olaylara genellikle çözüm üretme açısından bakardı. Önüne bir problem geldiğinde hemen seçenekleri sıralar, maliyet hesabı yapar, riskleri belirlerdi.

Ben ise o gece başka bir noktaya odaklanıyordum: Murat neden bu kadar yorulmuştu?

Bu farkı zaman içinde kadınlar ve erkekler arasındaki iletişim biçimleri üzerine yapılan pek çok tartışmada da gördüm. Fakat bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin bir kalıba sokmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

Bizim çevremizdeki insanlarda da farklılıklar vardı. Murat gibi erkek arkadaşlarımızdan bazıları son derece stratejik düşünürken bazıları duygusal ayrıntılara çok önem verirdi. Kadın arkadaşlarımızdan bazıları ise ilişkilerdeki kırılmaları hemen fark ederken aynı zamanda son derece analitik kararlar alırdı.

Hatta Murat'ın kız kardeşi Derya, bu konuda ikimizi de şaşırtan bir örnekti.

Ertesi gün onunla karşılaştık.

Murat:

“Şirketi kapatıyorum.”

Derya:

“Peki çalışanlarına ne söyleyeceksin?”

Murat durdu.

“Çalışanlara mı?”

“Evet. Sen bunu sadece kendi başarısızlığın gibi görüyorsun ama orada sana güvenen insanlar var.”

Murat hemen savunmaya geçti.

“Onları düşünmediğimi nereden çıkardın?”

“Çünkü iki saattir bana bütçeden, zarardan ve yeni bir iş modelinden söz ediyorsun. Kimsenin nasıl hissettiğinden bahsetmedin.”

Murat sustu.

Sonra Derya bu kez başka bir şey söyledi:

“Ama şirketi sırf insanlar üzülmesin diye de açık tutamazsın. Onların geleceğini düşünüyorsan gerçekçi bir plan yapmalısın.”

İşte o an konu benim için değişti.

Derya'nın yaklaşımı yalnızca empati değildi. Murat'ın yaklaşımı da yalnızca strateji değildi. İkisi birleştiğinde daha sağlam bir karar ortaya çıkıyordu.

“Pes Etmek” Nereden Geliyor?

“Pes” kelimesinin kendisi Türkçeye başka dillerden geçmiş kelimeler arasında değerlendirilir. Günlük kullanımda yenilgiyi kabul etmek, direnmekten vazgeçmek veya mücadeleyi bırakmak anlamlarında kullanılır.

“Etmek” yardımcı fiiliyle oluşturulan “pes etmek” ise Türkçede iki ayrı kelimeden oluşur.

Bu nedenle doğru yazım “pes etmek” şeklindedir.

Burada önemli bir yazım noktası var: Türkçede bazı birleşik fiiller bitişik yazılırken bazıları ayrı yazılır. “Pes etmek” bunlardan biridir.

Aynı yapıyı şu örneklerde de görebiliriz:

fark etmek

terk etmek

arz etmek

ilan etmek

kabul etmek

Buna karşılık yazımı kalıplaşmış bazı birleşik fiiller bitişik yazılabilir. Dolayısıyla “etmek” yardımcı fiilini gördüğümüzde otomatik olarak kelimeleri birleştirmek doğru değildir. Yazımın doğruluğunu sözlük ve yazım kaynaklarından kontrol etmek en güvenilir yöntemdir. Türk Dil Kurumu'nun çevrim içi sözlüğü ve Yazım Kılavuzu bu konuda temel başvuru kaynakları arasındadır.

Bir Kelime, Bir Toplumun Başarı Anlayışı

Hikâyemize dönersek, Murat sonunda şirketini kapatmadı. Fakat ilk kurduğu modelden vazgeçti.

İlginç olan şuydu: Hepimiz onun “pes etmediğini” söyledik.

Oysa teknik olarak bir şeyden vazgeçmişti.

Sadece hedefinden değil, yönteminden vazgeçmişti.

Bu ayrım bana toplumların başarı kavramını nasıl şekillendirdiğini düşündürdü.

Özellikle modern çalışma kültüründe sürekli mücadele etmek, yorulmamak ve ne olursa olsun devam etmek çoğu zaman başarı göstergesi gibi anlatılıyor. “Asla pes etme” sözü neredeyse evrensel bir motivasyon cümlesine dönüşmüş durumda.

Ama tarihe baktığımızda insanların her zaman aynı yolu sonuna kadar sürdürmediğini görüyoruz.

Bilim insanları hipotezlerini değiştiriyor, girişimciler iş modellerini bırakıyor, devletler politikalarını yeniden düzenliyor, sanatçılar üsluplarını değiştiriyor. Bazen ilerleme, direnmekten değil, yanlış yönde ilerlediğini fark edip dönmekten doğuyor.

Burada “pes etmek” ile “vazgeçmek” arasındaki nüans da önem kazanıyor.

Bir insan hedefinden vazgeçebilir ama hayalinden vazgeçmeyebilir.

Bir yöntemden vazgeçebilir ama amacını koruyabilir.

Bir savaşı bırakabilir ama hayatını yeniden kurabilir.

Murat'ın Son Kararı

Üç ay sonra Murat beni aradı.

“Yeni bir şey yapıyorum.”

“Şirketi kapattın mı?”

“Eski şirketi kapattım.”

“Peki?”

“Başka bir model kuruyorum.”

Derya da yanındaydı.

Bu kez Murat bana rakamları anlatmaya başladı. Derya ise çalışanlarla nasıl konuşacaklarını planlıyordu.

Birinin zihninde tablo, diğerinin zihninde insanlar vardı.

Sonunda ikisinin de aynı masada oturması gerektiğini anladım.

Murat'ın stratejik yaklaşımı projenin ayakta kalmasını sağladı. Derya'nın ilişkisel yaklaşımı ise bu değişimin insanlara zarar vermeden yürütülmesine yardımcı oldu.

Bence burada asıl ders cinsiyetlerden çok, farklı düşünme biçimlerinin birbirini tamamlayabilmesi.

Erkeklerin çözüm odaklı, kadınların empatik olduğu şeklindeki genel ifadeler ancak çok dikkatli kullanıldığında anlamlı olabilir. Çünkü bu özellikler biyolojik olarak yalnızca bir cinsiyete ait değildir. İnsanların yetişme biçimi, karakteri, deneyimleri, mesleği ve içinde bulunduğu kültür bu davranışları güçlü biçimde etkileyebilir.

Peki “Pes Etmek” Her Zaman Kötü mü?

Bence hikâyenin en zor sorusu bu.

Bir insan ne zaman pes etmiş olur?

Bir işi bıraktığında mı?

Bir ilişkiden çıktığında mı?

Bir hayalinden vazgeçtiğinde mi?

Yoksa artık kendisine zarar veren bir mücadeleyi sürdürmeyi reddettiğinde mi?

Toplum olarak çoğu zaman yalnızca sonucu görüyoruz. Bir kişi devam ederse “azimli”, bırakırsa “pes etmiş” oluyor.

Oysa hayat bu kadar basit değil.

Bazı durumlarda devam etmek cesaret ister.

Bazı durumlarda ise bırakmak.

Bazen insanın gerçekten ihtiyacı olan şey biraz daha direnmek değil, başka bir yol bulmaktır.

Bu yüzden “pes etmek” ifadesini kullandığımızda karşımızdaki insanı hemen yargılamak yerine neyi bıraktığını sormak daha doğru olabilir.

“Gerçekten hedefinden mi vazgeçiyorsun, yoksa sadece bu yöntemden mi?”

Derya'nın Murat'a sorduğu soru buydu.

Ve belki de bütün hikâyeyi değiştiren soru da buydu.

Doğru Yazım İçin Kısa Bir Hatırlatma

Yazım açısından konu oldukça net:

Doğru: pes etmek

Yanlış: pesetmek

Doğru: Pes etmek istemiyorum.

Doğru: O kadar zorlanmasına rağmen pes etmedi.

Doğru: Bazen pes etmek yerine yeni bir yöntem denemek gerekir.

Kelimeyi cümle içinde kullanırken de “pesetti”, “pesetmiş”, “pesediyor” gibi bitişik biçimlerden kaçınmak gerekir. Fiilin çekimli hâlinde de ayrı yazım korunur:

“Pes etti.”

“Pes etmiş.”

“Pes ediyor.”

“Pes edecek.”

“Pes etmek istemiyor.”

Sonunda Anladığım Şey

Murat'ın hikâyesi bana küçük bir yazım kuralından daha fazlasını öğretti.

“Pes etmek” iki kelime olarak yazılıyor.

Belki de bunun güzel bir sembolik tarafı var.

İki ayrı kelime yan yana geliyor ama anlamı birlikte oluşturuyorlar.

Tıpkı hayatta olduğu gibi.

Bazen stratejiye, bazen empatiye ihtiyacımız oluyor. Bazen hesap yapmak, bazen bir insanın sesindeki kırgınlığı fark etmek gerekiyor. Bazen devam etmek, bazen de durup “Ben neden hâlâ bunu yapıyorum?” diye sormak gerekiyor.

Murat'ın yaptığı şey belki de pes etmek değildi.

Bir kapıyı kapatıp başka bir kapıya yönelmekti.

Ve aradan yıllar geçmesine rağmen o yağmurlu geceyi hâlâ hatırlıyorum. Çünkü bazen bir kelimenin yazımını öğrenirken, o kelimenin hayatımızdaki karşılığını da yeniden düşünmeye başlıyoruz.

Belki siz de hayatınızda “pes etmek” dediğiniz bir an yaşamışsınızdır.

Gerçekten pes mi ettiniz?

Yoksa sadece artık işe yaramayan bir yöntemden mi vazgeçtiniz?

Bence forumun en güzel sohbetlerinden biri tam da bu sorunun cevabından çıkabilir.

Girişteki yazım bilgisini hikâyeye yedirForum üslubunu daha etkileşimli hâle getir

Girişteki yazım bilgisini hikâyeye yedir

Forum üslubunu daha etkileşimli hâle getir

Yinelenen açıklamaları sıkılaştır