Emir
New member
Burada sessizlik, karşı tarafın davranışını değiştirmesi için bir baskı aracına dönüşebilir.
Aradaki fark bazen tek bir cümledir.
“Konuşmaya hazır değilim.”
ile
“Sen anlarsın.”
aynı şey değildir.
İlkinde sınır vardır.
İkincisinde karşı tarafa çözmesi gereken bir bilmece bırakılır.
Ece'nin Gerçek Söylemek İstediği Şey
Bir hafta sonra Ece ile yalnız kaldım.
“Sen aslında Murat'a ne söylemek istiyorsun?” diye sordum.
Uzun süre sustu.
Sonra şöyle dedi:
“Ben onun beni üzmesini istemiyorum. Ama her seferinde neyin yanlış olduğunu benim anlatmam gerekiyormuş gibi hissetmek de istemiyorum.”
İşte o cümle, bütün hikâyeyi değiştirdi.
Ece aslında “Murat beni bulsun ve peşimden koşsun” demiyordu.
Onun ihtiyacı, ilişkideki duygusal yükün yalnızca kendisine ait olmadığını hissetmekti.
Murat ise aynı anda başka bir şeyi söylüyordu:
“Ben de onun ne istediğini tahmin ederek hareket etmek istemiyorum. Çünkü yanlış tahmin ettiğimde daha kötü oluyor.”
İkisi de aslında aynı yere ulaşmaya çalışıyordu.
Biri “Beni gör” diyordu.
Diğeri “Bana ne yapacağımı söyle” diyordu.
Ve ikisi arasında iletişim kurulmadığında sessizlik büyüyordu.
Pasif Agresif Küsme Nasıl İfade Edilir?
Pasif agresif küsme çoğu zaman doğrudan “Sana kızgınım” demek yerine davranışlarla mesaj vermek şeklinde ortaya çıkar.
Örneğin kişi:
- Normalde sıcak davranırken özellikle soğuk davranabilir.
- Sorulara tek kelimelik cevaplar verebilir.
- “Yok bir şey” diyerek konuşmayı kapatabilir.
- Karşı tarafın anlamasını bekleyebilir.
- Bilerek geç cevap verebilir.
- Ortak planlara isteksiz davranabilir.
- “Sen nasıl istersen” diyerek aslında tam tersini kastetebilir.
- İlgiyi geri çekerek karşı tarafın bunu fark etmesini bekleyebilir.
- Açıkça istemediği halde “Fark etmez” diyebilir.
- Sorun konuşulmak istendiğinde konuyu başka bir zamana itebilir.
Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:
Bu davranışların tek başına görülmesi kişinin kesin olarak pasif agresif olduğu anlamına gelmez.
İnsan bazen yorgun olduğu için kısa cevap verir.
Bazen gerçekten konuşmak istemez.
Bazen unutmuştur.
Bazen de yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyordur.
Davranışın arkasındaki niyet ve tekrar eden iletişim örüntüsü önemlidir.
Bir Cümleyle Küsmenin Yönünü Değiştirmek
O gece Murat'a şunu söyledim:
“Ece'nin zihnini okumaya çalışma. Ama onun duygusunu da yalnızca çözülmesi gereken bir problem gibi görme.”
Ece'ye de:
“Murat'ın kendiliğinden anlamasını beklemek yerine neye ihtiyacın olduğunu söylemeyi deneyebilirsin.”
İkisi de kolay olmadığını söyledi.
Ama sonunda konuşmayı denediler.
Ece:
“Dün söylediğin şey beni küçümsenmiş hissettirdi. Özellikle başkalarının yanında böyle konuşulduğunda kendimi değersiz hissediyorum. O yüzden senden özürden çok, bunun neden beni etkilediğini anlamanı istiyorum.”
Murat bu kez hemen çözüm üretmedi.
Sadece:
“Bunu böyle hissettirdiğini bilmiyordum,” dedi.
Bir süre sonra da:
“Bir daha insanların yanında böyle konuşmam. Ama kızdığında bana ne olduğunu söylemeni de istiyorum. Çünkü sessizlikte ne yapacağımı bilmiyorum.”
Ece başını salladı.
“Tamam. Ben de bunu öğrenmeye çalışacağım.”
Bana göre gerçek ilerleme tam olarak burada başladı.
Çünkü kimse tamamen suçlu ilan edilmedi.
Kimse tamamen haklı da çıkarılmadı.
İki kişi kendi iletişim biçiminin ilişkiye nasıl yansıdığını gördü.
Pasif Agresif Küsmek Yerine Ne Söylenebilir?
Bazen uzun konuşmalara gerek bile yok.
“Şu an sana kızgınım ve yanlış bir şey söylemek istemiyorum. Biraz zaman istiyorum.”
“Dün söylediğin şey beni kırdı. Bunu konuşmak istiyorum.”
“Şu an senden çözüm beklemiyorum, önce beni dinlemeni istiyorum.”
“Bana cevap vermemen beni daha da uzaklaştırıyor. Hazır olduğunda konuşalım ama ne zaman konuşabileceğimizi bilmek istiyorum.”
“Bunu kendiliğinden anlamanı bekledim ama bunun adil olmadığını fark ettim. Sana açıkça anlatacağım.”
Bu cümlelerin ortak noktası şu:
Duyguyu saklamadan, karşı tarafı tahmin oyununa zorlamıyorlar.
İlişkilerde olgunluk belki de hiçbir zaman kızmamak değil.
Kızdığımızda ne yaptığımızı fark edebilmek.
Sonra Ben de Kendime Aynı Soruyu Sordum
Bu hikâyeyi anlatırken kendimi tamamen dışarıda tutamıyorum.
Çünkü Ece ile Murat'ın yaşadığı şeyin farklı versiyonlarını ben de çevremde gördüm. İnsan bazen “Ben sadece biraz uzak duruyorum” diye düşünürken karşı taraf bunu cezalandırılmak olarak algılayabiliyor.
Bazen de gerçekten incindiğimiz halde doğrudan konuşmak bize çok zor geliyor.
Çünkü doğrudan konuşmak savunmasız hissettirebilir.
“Beni kırdın” demek kolay değildir.
“Bunu yaptığında kendimi değersiz hissettim” demek daha da zordur.
Buna karşılık sessiz kalmak ilk anda daha güvenli gelebilir.
Fakat sessizlik, karşı tarafın zihninde onlarca farklı senaryo oluşturabilir.
Ve çoğu zaman insan, gerçek problemi çözmek yerine bu senaryolarla mücadele etmeye başlar.
Bu yüzden pasif agresif küsmenin bence en büyük problemi yalnızca kızgınlığı dolaylı ifade etmek değildir.
Asıl sorun, ilişkinin iletişim sorumluluğunu tahminlere bırakmasıdır.
Forumda Size Bir Soru
Şimdi hikâyeyi burada bırakmak istiyorum ama asıl tartışmanın bundan sonra başlayacağını düşünüyorum.
Sizce küsme ne zaman sağlıklı bir sınır olmaktan çıkıp pasif agresif bir davranışa dönüşüyor?
Bir insanın “Beni anlaması gerekirdi” demesi sizce ne kadar adil?
Kırıldığımızda karşı tarafın bunu kendiliğinden fark etmesini beklemek romantik bir beklenti mi, yoksa ilişkilerde gerçekten önemli bir hassasiyet mi?
Ve belki de en zor soru:
Hiç “Bir şey yok” deyip aslında çok şey olduğu bir dönem yaşadınız mı?
Benim bu hikâyeden çıkardığım sonuç şu oldu:
Küsmek bazen bir duygunun alarmıdır.
Ama alarmın neden çaldığını söylemeden yalnızca sesini yükseltmek, sorunu çözmeyebilir.
Bazen bir ilişkiyi kurtaran şey büyük bir özür ya da mükemmel bir cümle değildir.
Sadece şu kadar basit bir cümledir:
“Kızgınım. Ama senin bunu tahmin etmeni değil, benim sana anlatmamı istiyorum.”
Belki sağlıklı iletişimin başlangıcı da tam olarak budur.
Çünkü karşımızdaki insan bizi seviyor olabilir, bizi yıllardır tanıyor olabilir, hatta davranışlarımızı çoğu zaman bizden önce fark ediyor olabilir.
Ama yine de zihnimizin içini okuyamaz.
Ve belki de yetişkin ilişkilerinin en zor derslerinden biri şudur:
Anlaşılmak istemek kadar, kendimizi anlaşılır biçimde ifade etmeyi de öğrenmek zorundayız.
Tarihsel bölümü somutlaştırKaynaklara açık yer tutucular ekle
Tarihsel bölümü somutlaştır
Kaynaklara açık yer tutucular ekle
Ece ve Murat’ın çatışmasını derinleştir
Aradaki fark bazen tek bir cümledir.
“Konuşmaya hazır değilim.”
ile
“Sen anlarsın.”
aynı şey değildir.
İlkinde sınır vardır.
İkincisinde karşı tarafa çözmesi gereken bir bilmece bırakılır.
Ece'nin Gerçek Söylemek İstediği Şey
Bir hafta sonra Ece ile yalnız kaldım.
“Sen aslında Murat'a ne söylemek istiyorsun?” diye sordum.
Uzun süre sustu.
Sonra şöyle dedi:
“Ben onun beni üzmesini istemiyorum. Ama her seferinde neyin yanlış olduğunu benim anlatmam gerekiyormuş gibi hissetmek de istemiyorum.”
İşte o cümle, bütün hikâyeyi değiştirdi.
Ece aslında “Murat beni bulsun ve peşimden koşsun” demiyordu.
Onun ihtiyacı, ilişkideki duygusal yükün yalnızca kendisine ait olmadığını hissetmekti.
Murat ise aynı anda başka bir şeyi söylüyordu:
“Ben de onun ne istediğini tahmin ederek hareket etmek istemiyorum. Çünkü yanlış tahmin ettiğimde daha kötü oluyor.”
İkisi de aslında aynı yere ulaşmaya çalışıyordu.
Biri “Beni gör” diyordu.
Diğeri “Bana ne yapacağımı söyle” diyordu.
Ve ikisi arasında iletişim kurulmadığında sessizlik büyüyordu.
Pasif Agresif Küsme Nasıl İfade Edilir?
Pasif agresif küsme çoğu zaman doğrudan “Sana kızgınım” demek yerine davranışlarla mesaj vermek şeklinde ortaya çıkar.
Örneğin kişi:
- Normalde sıcak davranırken özellikle soğuk davranabilir.
- Sorulara tek kelimelik cevaplar verebilir.
- “Yok bir şey” diyerek konuşmayı kapatabilir.
- Karşı tarafın anlamasını bekleyebilir.
- Bilerek geç cevap verebilir.
- Ortak planlara isteksiz davranabilir.
- “Sen nasıl istersen” diyerek aslında tam tersini kastetebilir.
- İlgiyi geri çekerek karşı tarafın bunu fark etmesini bekleyebilir.
- Açıkça istemediği halde “Fark etmez” diyebilir.
- Sorun konuşulmak istendiğinde konuyu başka bir zamana itebilir.
Fakat burada çok önemli bir ayrıntı var:
Bu davranışların tek başına görülmesi kişinin kesin olarak pasif agresif olduğu anlamına gelmez.
İnsan bazen yorgun olduğu için kısa cevap verir.
Bazen gerçekten konuşmak istemez.
Bazen unutmuştur.
Bazen de yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyordur.
Davranışın arkasındaki niyet ve tekrar eden iletişim örüntüsü önemlidir.
Bir Cümleyle Küsmenin Yönünü Değiştirmek
O gece Murat'a şunu söyledim:
“Ece'nin zihnini okumaya çalışma. Ama onun duygusunu da yalnızca çözülmesi gereken bir problem gibi görme.”
Ece'ye de:
“Murat'ın kendiliğinden anlamasını beklemek yerine neye ihtiyacın olduğunu söylemeyi deneyebilirsin.”
İkisi de kolay olmadığını söyledi.
Ama sonunda konuşmayı denediler.
Ece:
“Dün söylediğin şey beni küçümsenmiş hissettirdi. Özellikle başkalarının yanında böyle konuşulduğunda kendimi değersiz hissediyorum. O yüzden senden özürden çok, bunun neden beni etkilediğini anlamanı istiyorum.”
Murat bu kez hemen çözüm üretmedi.
Sadece:
“Bunu böyle hissettirdiğini bilmiyordum,” dedi.
Bir süre sonra da:
“Bir daha insanların yanında böyle konuşmam. Ama kızdığında bana ne olduğunu söylemeni de istiyorum. Çünkü sessizlikte ne yapacağımı bilmiyorum.”
Ece başını salladı.
“Tamam. Ben de bunu öğrenmeye çalışacağım.”
Bana göre gerçek ilerleme tam olarak burada başladı.
Çünkü kimse tamamen suçlu ilan edilmedi.
Kimse tamamen haklı da çıkarılmadı.
İki kişi kendi iletişim biçiminin ilişkiye nasıl yansıdığını gördü.
Pasif Agresif Küsmek Yerine Ne Söylenebilir?
Bazen uzun konuşmalara gerek bile yok.
“Şu an sana kızgınım ve yanlış bir şey söylemek istemiyorum. Biraz zaman istiyorum.”
“Dün söylediğin şey beni kırdı. Bunu konuşmak istiyorum.”
“Şu an senden çözüm beklemiyorum, önce beni dinlemeni istiyorum.”
“Bana cevap vermemen beni daha da uzaklaştırıyor. Hazır olduğunda konuşalım ama ne zaman konuşabileceğimizi bilmek istiyorum.”
“Bunu kendiliğinden anlamanı bekledim ama bunun adil olmadığını fark ettim. Sana açıkça anlatacağım.”
Bu cümlelerin ortak noktası şu:
Duyguyu saklamadan, karşı tarafı tahmin oyununa zorlamıyorlar.
İlişkilerde olgunluk belki de hiçbir zaman kızmamak değil.
Kızdığımızda ne yaptığımızı fark edebilmek.
Sonra Ben de Kendime Aynı Soruyu Sordum
Bu hikâyeyi anlatırken kendimi tamamen dışarıda tutamıyorum.
Çünkü Ece ile Murat'ın yaşadığı şeyin farklı versiyonlarını ben de çevremde gördüm. İnsan bazen “Ben sadece biraz uzak duruyorum” diye düşünürken karşı taraf bunu cezalandırılmak olarak algılayabiliyor.
Bazen de gerçekten incindiğimiz halde doğrudan konuşmak bize çok zor geliyor.
Çünkü doğrudan konuşmak savunmasız hissettirebilir.
“Beni kırdın” demek kolay değildir.
“Bunu yaptığında kendimi değersiz hissettim” demek daha da zordur.
Buna karşılık sessiz kalmak ilk anda daha güvenli gelebilir.
Fakat sessizlik, karşı tarafın zihninde onlarca farklı senaryo oluşturabilir.
Ve çoğu zaman insan, gerçek problemi çözmek yerine bu senaryolarla mücadele etmeye başlar.
Bu yüzden pasif agresif küsmenin bence en büyük problemi yalnızca kızgınlığı dolaylı ifade etmek değildir.
Asıl sorun, ilişkinin iletişim sorumluluğunu tahminlere bırakmasıdır.
Forumda Size Bir Soru
Şimdi hikâyeyi burada bırakmak istiyorum ama asıl tartışmanın bundan sonra başlayacağını düşünüyorum.
Sizce küsme ne zaman sağlıklı bir sınır olmaktan çıkıp pasif agresif bir davranışa dönüşüyor?
Bir insanın “Beni anlaması gerekirdi” demesi sizce ne kadar adil?
Kırıldığımızda karşı tarafın bunu kendiliğinden fark etmesini beklemek romantik bir beklenti mi, yoksa ilişkilerde gerçekten önemli bir hassasiyet mi?
Ve belki de en zor soru:
Hiç “Bir şey yok” deyip aslında çok şey olduğu bir dönem yaşadınız mı?
Benim bu hikâyeden çıkardığım sonuç şu oldu:
Küsmek bazen bir duygunun alarmıdır.
Ama alarmın neden çaldığını söylemeden yalnızca sesini yükseltmek, sorunu çözmeyebilir.
Bazen bir ilişkiyi kurtaran şey büyük bir özür ya da mükemmel bir cümle değildir.
Sadece şu kadar basit bir cümledir:
“Kızgınım. Ama senin bunu tahmin etmeni değil, benim sana anlatmamı istiyorum.”
Belki sağlıklı iletişimin başlangıcı da tam olarak budur.
Çünkü karşımızdaki insan bizi seviyor olabilir, bizi yıllardır tanıyor olabilir, hatta davranışlarımızı çoğu zaman bizden önce fark ediyor olabilir.
Ama yine de zihnimizin içini okuyamaz.
Ve belki de yetişkin ilişkilerinin en zor derslerinden biri şudur:
Anlaşılmak istemek kadar, kendimizi anlaşılır biçimde ifade etmeyi de öğrenmek zorundayız.
Tarihsel bölümü somutlaştırKaynaklara açık yer tutucular ekle
Tarihsel bölümü somutlaştır
Kaynaklara açık yer tutucular ekle
Ece ve Murat’ın çatışmasını derinleştir