Efe
New member
Kahramanmaraş’ın Türk Boyu Meselesine Bilimsel Bir Bakış: Bir Merakın Peşinde Tarihî İzleri Sürmek
Uzun zamandır Anadolu’nun yerleşim tarihini, özellikle de şehirlerin hangi Türk topluluklarıyla şekillendiğini araştıran biri olarak Kahramanmaraş’ın köken meselesi dikkatimi çekiyor. Bir şehrin “hangi boydan geldiği” sorusu, yalnızca bir soy iddiası değildir; tarih, dil bilimi, arkeoloji, nüfus hareketleri, sözlü kültür ve sosyal hafızanın birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok katmanlı bir araştırma alanıdır. Bu nedenle Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla ilişkisini incelerken tek bir kaynağa veya halk arasında yaygın olan tek bir görüşe bağlı kalmak yerine, farklı bilimsel disiplinlerin verilerini karşılaştırmak gerekir.
Bu yazıda amaç, “Kahramanmaraş kesin olarak şu Türk boyundandır” gibi basitleştirici bir sonuç üretmek değil; tarihî kaynaklar, Osmanlı kayıtları, yerleşim hareketleri, Türkmen toplulukları ve kültürel göstergeler üzerinden şehrin Türk kimliğinin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışmaktır. Sizce bir bölgenin kimliğini belirleyen temel unsur nedir: İlk yerleşen topluluk mu, zaman içinde oluşan kültürel yapı mı, yoksa günümüzde yaşayan insanların ortak hafızası mı?
Araştırma Yöntemi: Tarihî Veriler Nasıl Değerlendirilir?
Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla bağlantısını anlamak için tarih araştırmalarında kullanılan çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Bu tür çalışmalar genellikle birkaç temel kaynağı birlikte değerlendirir:
Osmanlı tahrir defterleri ve nüfus kayıtları,
Selçuklu ve beylikler dönemi tarih kaynakları,
Yer adları (toponimi) incelemeleri,
Halk kültürü, ağız özellikleri ve geleneksel yapılar,
Türkmen aşiretlerinin iskân kayıtları,
Arkeolojik ve antropolojik çalışmalar.
Tarih metodolojisinde önemli olan nokta, tek bir kanıtın bütün resmi açıklayamayacağıdır. Örneğin bir köy adının bir Türkmen boyunu çağrıştırması önemli bir ipucu olabilir; ancak kesin soy bağlantısı kurmak için başka belgelerle desteklenmesi gerekir.
Türk tarihçiliğinde bu yaklaşım, özellikle Anadolu’nun Türkleşme sürecini inceleyen akademisyenler tarafından kullanılmıştır. Faruk Sümer’in Anadolu’daki Oğuz boyları üzerine yaptığı çalışmalar, bu konuda en çok başvurulan araştırmalardan biridir. Sümer, Anadolu’daki Türkmen yerleşimlerini incelerken boyların zaman içinde farklı coğrafyalara dağıldığını ve aynı toplulukların farklı bölgelerde yeni sosyal yapılar oluşturabildiğini belirtmiştir.
Kahramanmaraş ve Oğuz-Türkmen Yerleşimi
Kahramanmaraş bölgesi tarih boyunca önemli bir geçiş alanı olmuştur. Şehir; Anadolu, Suriye ve Mezopotamya arasındaki yollar üzerinde bulunması nedeniyle Hititlerden Roma’ya, Bizans’tan Selçuklulara kadar birçok medeniyetin etkisini taşımıştır.
Türklerin Anadolu’daki varlığı özellikle 11. yüzyıldan sonra hız kazanmıştır. Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’ya gelen Oğuz-Türkmen grupları, yalnızca askeri fetihlerle değil, yerleşim ve sosyal örgütlenme yoluyla da bölgede kalıcı hale gelmiştir.
Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen varlığı özellikle Selçuklu sonrası dönemde ve Dulkadiroğulları Beyliği döneminde belirginleşmiştir. Dulkadiroğulları, Oğuzların Bozok koluna bağlı Türkmen unsurlarıyla ilişkilendirilen bir beylik olarak kabul edilir. Bu nedenle Kahramanmaraş tarihini incelerken Dulkadirli Türkmenleri önemli bir yere sahiptir.
Bazı araştırmacılar Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen nüfusunun özellikle Oğuzların Bozok kolundan gelen gruplarla bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Bunun temel gerekçeleri arasında Dulkadirli siyasi yapısı, bölgedeki aşiret yerleşimleri ve Osmanlı dönemindeki kayıtlar gösterilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir bölgenin tarihî nüfusu tek bir boydan oluşmaz. Anadolu’nun hemen her bölgesinde farklı dönemlerde gelen Türk toplulukları birbirine karışmıştır.
Dulkadiroğulları ve Maraş Türkmenleri
Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla ilişkisi konusunda en güçlü tarihî bağlantılardan biri Dulkadiroğulları Beyliği üzerinden kurulmaktadır. Dulkadiroğulları, 14. ve 16. yüzyıllar arasında Maraş ve çevresinde etkili olmuş bir Türkmen beyliğidir.
Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu beylikleri üzerine yaptığı çalışmalarda Dulkadiroğulları’nın Türkmen karakterine dikkat çekmiştir. Bu siyasi yapı sadece yönetici bir hanedan değil, aynı zamanda bölgedeki geniş Türkmen topluluklarının örgütlenme biçimidir.
Dulkadirli Türkmenleri içerisinde farklı aşiret ve oymakların bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle “Maraş halkı tamamen şu boydandır” şeklinde kesin bir ifade tarih bilimi açısından sorunludur. Daha doğru yaklaşım, Maraş’ın ağırlıklı olarak Oğuz-Türkmen kökenli toplulukların tarih boyunca oluşturduğu bir kültür alanı olduğunu söylemektir.
Bu noktada şu soru önemlidir: Bir toplumun geçmişte hangi boydan geldiğini bilmek, günümüzdeki kültürel kimliğini anlamamıza ne kadar yardımcı olur?
Bozok ve Üçok Meselesi: Kahramanmaraş Hangi Kola Yakındır?
Oğuzlar geleneksel olarak iki ana kola ayrılır: Bozoklar ve Üçoklar. Bu ayrım, özellikle Osmanlı öncesi ve erken Osmanlı dönemlerinde Türkmen topluluklarının siyasi ve sosyal örgütlenmesini anlamada kullanılmıştır.
Dulkadirli Türkmenlerinin genellikle Bozok grubuyla ilişkilendirilmesi, Kahramanmaraş’ın da Bozok bağlantılı Türkmen kültür alanı içerisinde değerlendirilmesine neden olmuştur.
Ancak modern tarih araştırmaları, bu tür sınıflandırmaların dikkatli kullanılmasını önerir. Çünkü yüzyıllar boyunca gerçekleşen göçler, evlilikler, ekonomik hareketlilik ve siyasi değişimler nedeniyle toplulukların genetik ve kültürel yapıları karmaşık hale gelmiştir.
Erkek araştırmacıların önemli bir bölümü bu konuyu daha çok arşiv belgeleri, tarihî kronoloji ve nüfus verileri üzerinden analiz etmeye eğilim gösterirken; kadın araştırmacılar ve sosyal bilimciler ise çoğu zaman kimliğin günlük yaşamda nasıl üretildiğine, aile aktarımına, geleneklere ve toplumsal hafızaya dikkat çekmektedir. Bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi değildir. Aksine birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı bir tarih anlayışı ortaya çıkar.
Dil, Kültür ve Sosyal Hafıza Açısından Maraş Türkmenliği
Bir bölgenin kökenini anlamada sadece tarihî belgeler değil, yaşayan kültür de önemlidir. Kahramanmaraş yöresindeki halk kültüründe Türkmen geleneklerinin izleri görülür. Halk oyunları, ağız özellikleri, düğün gelenekleri, aşiret hafızası ve bazı yerel ifadeler bu kültürel devamlılığın göstergeleri arasında değerlendirilir.
Dil araştırmaları açısından Anadolu ağızları üzerine yapılan çalışmalar, Kahramanmaraş çevresindeki konuşma özelliklerinin Oğuz Türkçesi temelinde geliştiğini göstermektedir. Ancak Anadolu Türkçesinin tamamında olduğu gibi Maraş ağzı da farklı tarihî temasların etkisini taşır.
Sosyal bilimlerde kimlik yalnızca biyolojik kökenle açıklanmaz. İnsanların kendilerini nasıl tanımladığı, hangi kültürel mirası benimsediği ve geçmişle nasıl bağ kurduğu da önemlidir.
Bu nedenle Kahramanmaraşlı bir kişinin “Ben Türkmen kökenliyim” demesi, yalnızca tarihî bir iddia değil; aynı zamanda kültürel aidiyet ifadesidir.
Genetik Araştırmalar Bu Konuda Ne Söylüyor?
Son yıllarda DNA araştırmaları tarih çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Ancak genetik veriler doğrudan “hangi Türk boyundan gelindiğini” kesin biçimde göstermez. Çünkü Oğuz boyları tarih boyunca büyük nüfus hareketleri yaşamış, farklı topluluklarla karışmıştır.
Popülasyon genetiği çalışmaları, Anadolu halklarının çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Anadolu’da yaşayan toplulukların genetik yapısında Orta Asya Türkleriyle bağlantılı unsurlar bulunurken aynı zamanda Anadolu’nun eski halklarından gelen genetik miras da devam etmektedir.
Bu nedenle bilimsel açıdan doğru yaklaşım şudur: Kahramanmaraş halkının tarihî kimliği, yalnızca genetik mirasla değil; Türkmen yerleşimi, dil, kültür ve tarihî belgelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç: Kahramanmaraş’ın Türk Boyu Meselesine Dengeli Bir Bakış
Tarihî veriler değerlendirildiğinde Kahramanmaraş’ın özellikle Oğuz-Türkmen yerleşimleriyle güçlü bir bağlantıya sahip olduğu görülmektedir. Dulkadiroğulları Beyliği ve bölgedeki Türkmen aşiretleri, şehrin Türk kültürünün oluşmasında önemli rol oynamıştır.
Mevcut akademik yaklaşımlar, Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen yapısının özellikle Bozok bağlantılı Oğuz unsurlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak tarih bilimi açısından en sağlıklı ifade, “Kahramanmaraş ağırlıklı olarak Oğuz-Türkmen kültür çevresinde şekillenmiş bir bölgedir” şeklindedir.
Bir şehrin geçmişini araştırmak, sadece “hangi boydanız?” sorusuna cevap aramak değildir. Asıl mesele, farklı dönemlerde oluşan kültürel birikimi anlamaktır.
Tartışmaya açık birkaç soru bırakmak gerekirse:
Bir bölgenin kimliğini belirleyen unsur soy mu, kültür mü, yoksa ortak tarih bilinci midir?
Günümüzde yaşayan insanların kendilerini geçmişteki bir Türk boyuyla ilişkilendirmesi tarih araştırmalarına nasıl katkı sağlar?
Anadolu gibi binlerce yıllık göç yolları üzerinde bulunan bölgelerde “saf köken” aramak ne kadar bilimsel bir yaklaşımdır?
Kahramanmaraş örneği bize gösteriyor ki tarih, tek bir cevapla kapanan bir alan değil; belgeler, kültür ve insan hikâyeleriyle sürekli yeniden değerlendirilen canlı bir araştırma alanıdır.
Kaynakça:
Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları.
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri.
Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler.
Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar.
Peter B. Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş.
Uzun zamandır Anadolu’nun yerleşim tarihini, özellikle de şehirlerin hangi Türk topluluklarıyla şekillendiğini araştıran biri olarak Kahramanmaraş’ın köken meselesi dikkatimi çekiyor. Bir şehrin “hangi boydan geldiği” sorusu, yalnızca bir soy iddiası değildir; tarih, dil bilimi, arkeoloji, nüfus hareketleri, sözlü kültür ve sosyal hafızanın birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok katmanlı bir araştırma alanıdır. Bu nedenle Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla ilişkisini incelerken tek bir kaynağa veya halk arasında yaygın olan tek bir görüşe bağlı kalmak yerine, farklı bilimsel disiplinlerin verilerini karşılaştırmak gerekir.
Bu yazıda amaç, “Kahramanmaraş kesin olarak şu Türk boyundandır” gibi basitleştirici bir sonuç üretmek değil; tarihî kaynaklar, Osmanlı kayıtları, yerleşim hareketleri, Türkmen toplulukları ve kültürel göstergeler üzerinden şehrin Türk kimliğinin nasıl oluştuğunu anlamaya çalışmaktır. Sizce bir bölgenin kimliğini belirleyen temel unsur nedir: İlk yerleşen topluluk mu, zaman içinde oluşan kültürel yapı mı, yoksa günümüzde yaşayan insanların ortak hafızası mı?
Araştırma Yöntemi: Tarihî Veriler Nasıl Değerlendirilir?
Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla bağlantısını anlamak için tarih araştırmalarında kullanılan çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Bu tür çalışmalar genellikle birkaç temel kaynağı birlikte değerlendirir:
Osmanlı tahrir defterleri ve nüfus kayıtları,
Selçuklu ve beylikler dönemi tarih kaynakları,
Yer adları (toponimi) incelemeleri,
Halk kültürü, ağız özellikleri ve geleneksel yapılar,
Türkmen aşiretlerinin iskân kayıtları,
Arkeolojik ve antropolojik çalışmalar.
Tarih metodolojisinde önemli olan nokta, tek bir kanıtın bütün resmi açıklayamayacağıdır. Örneğin bir köy adının bir Türkmen boyunu çağrıştırması önemli bir ipucu olabilir; ancak kesin soy bağlantısı kurmak için başka belgelerle desteklenmesi gerekir.
Türk tarihçiliğinde bu yaklaşım, özellikle Anadolu’nun Türkleşme sürecini inceleyen akademisyenler tarafından kullanılmıştır. Faruk Sümer’in Anadolu’daki Oğuz boyları üzerine yaptığı çalışmalar, bu konuda en çok başvurulan araştırmalardan biridir. Sümer, Anadolu’daki Türkmen yerleşimlerini incelerken boyların zaman içinde farklı coğrafyalara dağıldığını ve aynı toplulukların farklı bölgelerde yeni sosyal yapılar oluşturabildiğini belirtmiştir.
Kahramanmaraş ve Oğuz-Türkmen Yerleşimi
Kahramanmaraş bölgesi tarih boyunca önemli bir geçiş alanı olmuştur. Şehir; Anadolu, Suriye ve Mezopotamya arasındaki yollar üzerinde bulunması nedeniyle Hititlerden Roma’ya, Bizans’tan Selçuklulara kadar birçok medeniyetin etkisini taşımıştır.
Türklerin Anadolu’daki varlığı özellikle 11. yüzyıldan sonra hız kazanmıştır. Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’ya gelen Oğuz-Türkmen grupları, yalnızca askeri fetihlerle değil, yerleşim ve sosyal örgütlenme yoluyla da bölgede kalıcı hale gelmiştir.
Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen varlığı özellikle Selçuklu sonrası dönemde ve Dulkadiroğulları Beyliği döneminde belirginleşmiştir. Dulkadiroğulları, Oğuzların Bozok koluna bağlı Türkmen unsurlarıyla ilişkilendirilen bir beylik olarak kabul edilir. Bu nedenle Kahramanmaraş tarihini incelerken Dulkadirli Türkmenleri önemli bir yere sahiptir.
Bazı araştırmacılar Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen nüfusunun özellikle Oğuzların Bozok kolundan gelen gruplarla bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Bunun temel gerekçeleri arasında Dulkadirli siyasi yapısı, bölgedeki aşiret yerleşimleri ve Osmanlı dönemindeki kayıtlar gösterilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir bölgenin tarihî nüfusu tek bir boydan oluşmaz. Anadolu’nun hemen her bölgesinde farklı dönemlerde gelen Türk toplulukları birbirine karışmıştır.
Dulkadiroğulları ve Maraş Türkmenleri
Kahramanmaraş’ın Türk boylarıyla ilişkisi konusunda en güçlü tarihî bağlantılardan biri Dulkadiroğulları Beyliği üzerinden kurulmaktadır. Dulkadiroğulları, 14. ve 16. yüzyıllar arasında Maraş ve çevresinde etkili olmuş bir Türkmen beyliğidir.
Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu beylikleri üzerine yaptığı çalışmalarda Dulkadiroğulları’nın Türkmen karakterine dikkat çekmiştir. Bu siyasi yapı sadece yönetici bir hanedan değil, aynı zamanda bölgedeki geniş Türkmen topluluklarının örgütlenme biçimidir.
Dulkadirli Türkmenleri içerisinde farklı aşiret ve oymakların bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle “Maraş halkı tamamen şu boydandır” şeklinde kesin bir ifade tarih bilimi açısından sorunludur. Daha doğru yaklaşım, Maraş’ın ağırlıklı olarak Oğuz-Türkmen kökenli toplulukların tarih boyunca oluşturduğu bir kültür alanı olduğunu söylemektir.
Bu noktada şu soru önemlidir: Bir toplumun geçmişte hangi boydan geldiğini bilmek, günümüzdeki kültürel kimliğini anlamamıza ne kadar yardımcı olur?
Bozok ve Üçok Meselesi: Kahramanmaraş Hangi Kola Yakındır?
Oğuzlar geleneksel olarak iki ana kola ayrılır: Bozoklar ve Üçoklar. Bu ayrım, özellikle Osmanlı öncesi ve erken Osmanlı dönemlerinde Türkmen topluluklarının siyasi ve sosyal örgütlenmesini anlamada kullanılmıştır.
Dulkadirli Türkmenlerinin genellikle Bozok grubuyla ilişkilendirilmesi, Kahramanmaraş’ın da Bozok bağlantılı Türkmen kültür alanı içerisinde değerlendirilmesine neden olmuştur.
Ancak modern tarih araştırmaları, bu tür sınıflandırmaların dikkatli kullanılmasını önerir. Çünkü yüzyıllar boyunca gerçekleşen göçler, evlilikler, ekonomik hareketlilik ve siyasi değişimler nedeniyle toplulukların genetik ve kültürel yapıları karmaşık hale gelmiştir.
Erkek araştırmacıların önemli bir bölümü bu konuyu daha çok arşiv belgeleri, tarihî kronoloji ve nüfus verileri üzerinden analiz etmeye eğilim gösterirken; kadın araştırmacılar ve sosyal bilimciler ise çoğu zaman kimliğin günlük yaşamda nasıl üretildiğine, aile aktarımına, geleneklere ve toplumsal hafızaya dikkat çekmektedir. Bu iki yaklaşım birbirinin alternatifi değildir. Aksine birlikte değerlendirildiğinde daha kapsamlı bir tarih anlayışı ortaya çıkar.
Dil, Kültür ve Sosyal Hafıza Açısından Maraş Türkmenliği
Bir bölgenin kökenini anlamada sadece tarihî belgeler değil, yaşayan kültür de önemlidir. Kahramanmaraş yöresindeki halk kültüründe Türkmen geleneklerinin izleri görülür. Halk oyunları, ağız özellikleri, düğün gelenekleri, aşiret hafızası ve bazı yerel ifadeler bu kültürel devamlılığın göstergeleri arasında değerlendirilir.
Dil araştırmaları açısından Anadolu ağızları üzerine yapılan çalışmalar, Kahramanmaraş çevresindeki konuşma özelliklerinin Oğuz Türkçesi temelinde geliştiğini göstermektedir. Ancak Anadolu Türkçesinin tamamında olduğu gibi Maraş ağzı da farklı tarihî temasların etkisini taşır.
Sosyal bilimlerde kimlik yalnızca biyolojik kökenle açıklanmaz. İnsanların kendilerini nasıl tanımladığı, hangi kültürel mirası benimsediği ve geçmişle nasıl bağ kurduğu da önemlidir.
Bu nedenle Kahramanmaraşlı bir kişinin “Ben Türkmen kökenliyim” demesi, yalnızca tarihî bir iddia değil; aynı zamanda kültürel aidiyet ifadesidir.
Genetik Araştırmalar Bu Konuda Ne Söylüyor?
Son yıllarda DNA araştırmaları tarih çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. Ancak genetik veriler doğrudan “hangi Türk boyundan gelindiğini” kesin biçimde göstermez. Çünkü Oğuz boyları tarih boyunca büyük nüfus hareketleri yaşamış, farklı topluluklarla karışmıştır.
Popülasyon genetiği çalışmaları, Anadolu halklarının çok katmanlı bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Anadolu’da yaşayan toplulukların genetik yapısında Orta Asya Türkleriyle bağlantılı unsurlar bulunurken aynı zamanda Anadolu’nun eski halklarından gelen genetik miras da devam etmektedir.
Bu nedenle bilimsel açıdan doğru yaklaşım şudur: Kahramanmaraş halkının tarihî kimliği, yalnızca genetik mirasla değil; Türkmen yerleşimi, dil, kültür ve tarihî belgelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç: Kahramanmaraş’ın Türk Boyu Meselesine Dengeli Bir Bakış
Tarihî veriler değerlendirildiğinde Kahramanmaraş’ın özellikle Oğuz-Türkmen yerleşimleriyle güçlü bir bağlantıya sahip olduğu görülmektedir. Dulkadiroğulları Beyliği ve bölgedeki Türkmen aşiretleri, şehrin Türk kültürünün oluşmasında önemli rol oynamıştır.
Mevcut akademik yaklaşımlar, Kahramanmaraş çevresindeki Türkmen yapısının özellikle Bozok bağlantılı Oğuz unsurlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Ancak tarih bilimi açısından en sağlıklı ifade, “Kahramanmaraş ağırlıklı olarak Oğuz-Türkmen kültür çevresinde şekillenmiş bir bölgedir” şeklindedir.
Bir şehrin geçmişini araştırmak, sadece “hangi boydanız?” sorusuna cevap aramak değildir. Asıl mesele, farklı dönemlerde oluşan kültürel birikimi anlamaktır.
Tartışmaya açık birkaç soru bırakmak gerekirse:
Bir bölgenin kimliğini belirleyen unsur soy mu, kültür mü, yoksa ortak tarih bilinci midir?
Günümüzde yaşayan insanların kendilerini geçmişteki bir Türk boyuyla ilişkilendirmesi tarih araştırmalarına nasıl katkı sağlar?
Anadolu gibi binlerce yıllık göç yolları üzerinde bulunan bölgelerde “saf köken” aramak ne kadar bilimsel bir yaklaşımdır?
Kahramanmaraş örneği bize gösteriyor ki tarih, tek bir cevapla kapanan bir alan değil; belgeler, kültür ve insan hikâyeleriyle sürekli yeniden değerlendirilen canlı bir araştırma alanıdır.
Kaynakça:
Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları.
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri.
Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler.
Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye: Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar.
Peter B. Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş.